<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[mofidik - retro forumları - Doctor Who]]></title>
		<link>https://mofidik.com/</link>
		<description><![CDATA[mofidik - retro forumları - https://mofidik.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:29:08 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Doctor Who - 1. Sezon / 2. Bölüm - The End of the World]]></title>
			<link>https://mofidik.com/konu-Inceleme-Doctor-Who-1-Sezon-2-Bolum-The-End-of-the-World</link>
			<pubDate>Mon, 04 Oct 2021 20:11:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://mofidik.com/member.php?action=profile&uid=1">mawendir</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://mofidik.com/konu-Inceleme-Doctor-Who-1-Sezon-2-Bolum-The-End-of-the-World</guid>
			<description><![CDATA[İlk defa TARDIS'in içini görerek başlıyoruz bu bölüme. Ne kadar da havalı öyle değil mi? O garip duvarlar, yeşil ama loş bir ışık... Üstüne üstlük Doktor'un "Ne kadar ileriye?" diye sorması ve Rose'un "Yüz yıl" demesi. Böylelikle Rose geçmişini bir nevi arkasında bırakıp geleceğe gitmiş oluyor. Ama yetmez. Daha da ileri, daha da ileri ve sonunda Dünya'nın sonundayız. Yıl 5.5/Apple/26, zamanımızdan 5 milyar yıl sonrası. Günümüzde geçen ilk bölüm sonrası hemen ikinci bölümde bu kadar uç sayılabilecek bir karar ile 5 milyar gibi aşırı uzun bir zamana yolculuk etmemiz harika bir tercih olmuş. Yani TARDIS denen bu gizemli alet, gerçekten de Doktor'un iddia ettiği gibi zamanda ve uzayda dilediği gibi yolculuk edebiliyor, ayrıca yakıt masrafı da yok. Bu kadar komplike, aklımızın alamayacağı kadar sıradışı ve teknolojik bir alet bu TARDIS. Bununla birlikte Doktor ve Rose seyahat edecekleri yılı kararlaştırmaya çalışıp zamandan zamana atlarlarken Doktor'un TARDIS'i kullanma şekli, TARDIS'in bu gelişmişliğine çok güzel bir tezat oluşturuyor. Böylesine muazzam bir aletin daha dijital, daha otomatik olmasını beklerdik sanırım fakat Doktor'un bir şeyleri çevirmesi ve döndürmesi, düğmelere basıp kolları çekmesi ve vanaları kapatması, sonrasında da "Kapıdan çık, burası 22. Yüzyıl!" demesi, TARDIS'i tüm bu saydığımız özelliklerinin yanısıra şaşırtıcı bir şekilde analog yapıyor.<br />
<br />
En nihayetinde kapıdan çıkıyoruz. Rose'un gördükleri oldukça hayret verici. Biz de en az onun kadar şaşırmıyor değiliz, Dünya, Güneş'e oldukça yakın ve Güneş patlıyor! Artık nereye geldilerse, içinde oldukları yere Güneş'in patlamasına rağmen hiçbir şey olmuyor. Teknoloji gerçekten çok gelişmiş, ağzımız hafif açık izliyoruz tabii bu patlamayı.<br />
<br />
Rose, hepimizin aklındaki soruyu soruyor Doktor'a, "Bunun için mi buradayız?", "Yani, senin yaptığın şey bu mu?", "(Dünya'nın patlayacağı) son dakikada Dünya'yı mı kurtaracaksın?". Böyle sorarken düşünüyorum da, evet, Doktor böyle biri, hep Dünya'yı ve insanlığı kurtarır. Fakat Doktor, bu ve diğer tüm bölümler için referans olabilecek bir cümle kuruyor, "Kurtarmayacağım, zaman doldu". Evet, öyle görünüyor ki bazı durumlarda Doktor, bazı insanları ve/veya bazı şeyleri kurtarmayacak. Bunu hangi duygularla yapacak, henüz bilemiyoruz.<br />
<br />
Tam bu sırada mavi renkli bir beyefendi geliyor ve siz de kimsiniz diyor haklı olarak. Oldukça da sinirleniyor. Doktor'un karakteri öyle neşeli ki, sadece gülüyor, lütfen sakin olun diyor ve bizi şaşırtacak başka bir şey çıkartıyor ceketinin cebinden: kimlik koyulan yerinde boş bir kağıt olan cüzdan. Kağıdı mavi beyefendinin yüzüne doğrultup kendinin ve Rose'un misafir olduğuna inandırıyor. Mavi beyefendinin tam olarak kağıda bakıp da ne gördüğünü bilemiyoruz, oldukça şaşırmış ve inanmakta güçlük çekiyor gibi gözüküyor. Kafası en az bizim kadar karışmış olan Rose'a dönen Doktor kağıdı gösterip bunun psişik bir olduğunu, kağıdı gösterdiği kişiye, Doktor ne görmesini isterse onu gösterdiğini açıklıyor. Milyon yılın icadı! Öyle ki kağıt cüzdanın içinde biraz yamuk duruyor, kenarları da biraz buruşuk ama Doktor'un da tabiriyle, kağıt da zaten biraz psişik. Her halükarda Doktor bunu ileride daha çok kullanacak gibi görünüyor, sevdim!<br />
<br />
Ve geliyoruz, Doctor Who'nun kendi cantina sahnesine. Bilmeyenler ya da unutanlar için söylemekte fayda var, cantina sahnesi, Star Wars - A New Hope filmindeki,  Luke Skywalker, Obi Wan Kenobi, C3-PO ve R2-D2'nun Mos Eisley'de bir cantina'ya girdiği (hatta robotların içeri alınmadığı), Han Solo, Chewbacca ve diğer çeşitli uzaylı ırkları, yaratıkları ve insansıları bize gösteren, onların hayatlarını, gezegenlerini, geçmişlerini, mesleklerini, neden orada olduklarını, nereden geldiklerini gibi bir çok şeyi bize arkada kantin bandosunun çaldığı muhteşem müzikle merak ettiren çok güzel ve oldukça popüler bir sahne. Bu sahnenin bir diğer özelliği de, izlediğimiz filmin evreninin ne kadar geniş ve uçsuz bucaksız olduğunu, ana karakterlerimizden bağımsız olarak ilerleyen bölümlerde, sahnelerde nelere şahit olabileceğimizi şimdiden kanıtlaması. İşte Doctor Who'nun kendi cantina sahnesi de, mavi beyefendinin değişik isimlerdeki davetlileri tanıtarak içeri buyur etmesi. Bu sahnede ilk defa farklı yaratıkları, insansıları, varlıkları, uzaylıları, artık ne şekilde adlandırmak isterseniz, görüyoruz ve merak ediyoruz. Biz tabii bir yandan uzaylıları incelerken, bir yandan da mavi beyefendinin onların değişik isimlerini, geldikleri yerleri ve uğraşlarını dinleyip Rose'un yaşadığı şaşkınlığı yaşıyoruz. Acaba daha ne tür uzaylı ırkları göreceğiz, onların yaşamlarına, gezegenlerine, şehirlerine tanık olacağız diye büyük bir merak uyandırmayı başarıyor dizi içimizde, çok güzel bir his bu.<br />
<br />
Örneğin tesisatçı hanımefendi. Kendisi ölmeden önce çok kısa bir sahneyle giriyor hayatımıza ama çok da etkili oluyor. Rose'un ilk defa uzaylı biriyle iletişime geçtiği kayıtlarımıza geçtiği bu sahnede, "Hala tesisatçılara gerek var mı?" ve "Nerelisin?" diye sorduktan sonra "Umarım vardır, yoksa işsiz kalırım!" ve "Crespallion" cevaplarını veriyor tesisatçı hanımefendi. Rose'un konuşma tarzı, tonlamaları, sanki günümüzde herhangi bir insanla rastgele konuşuyormuşçasına sohbet ediyor gibi olmasını çok sevdim. Halbuki tesisatçı hanımefendi Rose'dan 5 milyar daha sonra doğmuş uzaylı bir tür ve aralarında geçen konuşma tüm bunlara rağmen çok samimi, Rose bunu bilmesine rağmen çok doğal, bu da bu sahneyi izlenmesi daha keyifli hale getiriyor. Üstelik, "Crespallion" cevabını alan Rose, "Orası bir gezegen, değil mi?" diye soruyor, sanki arka sokağındaki fırını sorarmışçasına. "Hayır. Crespallion, Jaggit Brocade'in Scarlet Kavşağı'na bağlandığı yer, Konveks 56." şeklinde tarif eden tesisatçı hanımefendi de aynı rahatlık var, sanki herkesin bilmesi gerekirmiş gibi! Rose'un bu esnade yüzündeki şaşkınlık bizim yüzümüzde de yok değil. Tabii 5 milyar yıl sonra bile köleliğin olması, onun ancak efendisi izin verirse konuşabilmesi de oldukça etkileyici ve üzücüydü.<br />
<br />
TARDIS ile ilgili yeni bir bilgi edindiğimiz kısımda öğreniyoruz ki meğerse uzaylıların İngilizce konuşmasının nedeni, bize TARDIS'in telepatik alanı beynimizin içinden geçerek simültane çeviri yapıyor olmasıymış. Rose da bundan rahatsız oluyor ve Doktor "Hiç böyle düşünmemiştim!" diyor. Küçük bir sahne gibi görünse de aslında ahlaki açıdan bir makinenin beynimize telepatik olarak girip başkalarının konuşmalarını İngilizce (ya da herhangi bir dilde) duymamızı sağlayan bir teknolojinin eleştirisi olarak yorumlamak hiç de zor değil, -ki bunu yapabilen bir makine daha başka neler yapar acaba diye sormadan da edemiyor insan. Üstelik anlaşılan tesisatçılar için hala iş var ama tercümanlık mesleği çoktan ölmüş...<br />
<br />
Çok daha garip bir sahne ise, Rose'un hemen bu konuşmanın arkasından patlamış Güneş'in ve patlamak üzere olan Dünya'nın manzarasının önünde, günümüzden 5 milyar yıl sonra, Nokia 3200 telefonunu çıkarıp sinyal yok demesiydi. Biz tam "ya ne bekliyordun?" demek üzereyken, Doktor'un tam da Nokia 3200'ın batarya haznesine ve batarya çiplerine uygun bir cihazı ceketinin cebinden çıkarıp bataryanın yerine takması ve bir hokus-pokus yapmasıyla şok olduk. Soracak çok soru var ama sormaya çekiniyorum. Yalnızca demek ki Doktor'un cebi de belki TARDIS gibidir ve kötü günlerde lazım olabilecek, uzay ve zaman boyunca yapılmış her cihaz için birer aleti yanında taşıyordur diye düşünüyorum kendi kendime. Şaka bir yana, komik ama abes gelmeyen güzel bir sahneydi, her ne kadar Rose'un 5 milyar yıl öncesini arayıp annesiyle telefonda görüşmesini beynim tam olarak kavrayamamış olsa da, o sahnenin yaşatmak istediği ben şahsen aldım. Bu yüzden şikayet etmiyorum. İlginç bir adam bu Doktor, orası kesin!<br />
<br />
Aklıma takılan, "başka türlü olsaydı sanki daha iyi olurdu!" diyebileceğim iki şey daha var. Bunlardan ilki, robot örümceğin tek tuşla güneş filtresini kaldırabilmesi ama mavi beyefendinin bunu engelleyememesi veya bir şekilde geri alamaması ilginç geldi. Son teknoloji ürünü bir uzay platformundaki en kritik parçanın, Güneş filtresinin, sanki daha fazla ve daha farklı güvenlik önlemleri ile kaldırılabiliyor olması gerekirdi gibi düşünüyorum. Ama yine de bunu savunacak olmam gerekirse de, platform zaten sahibi olduğu şirket tarafından pek de önemsenmiyor gibi görünüyor, çalışanlar bir tür köle ırkına mensup, her yerde kablolar salkım saçak. Yani hiç de ütopya sayılmaz. İkincisi de yine Güneş filtresiyle ilgili. Bu filtreyi kaldırabilen şalter neden tehlikeli ve devasa pervanelerin ve uzun ve dar bir köprünün arkasında ki? Pek anlamlandıramadım desem yeridir. İlk şalter pervaneleri durdurmaması, yalnızca yavaşlatması ve sürekli aşağıda tutulmasının gerekmesi de "Ama neden ki?" diye sordurttu. Cevaplarını tam alamadım, biraz daha ufak da olsa açıklama olsaydı daha tatmin edici bir sorun çözme macerası olurdu. Çünkü ağaç hanımefendi Jabe'in ölümü bir şekilde engellenebilirdi, biraz boşuna oldu gibi hissettirdi. En nihayetinde Doktor sonuncu pervaneyi yavaşlatılmamış haliyle geçmeyi başardı, diğerlerini de başaramaz mıydı ki?<br />
<br />
Geldik bu bölümümüzün kötü karakterine, Cassandra. İnsan desek, olmaz, değil desek de olmuyor. İddia ettiği üzere kendisi son saf insanmış ve diğerleri gökyüzündeki her yıldıza dokunmuş, üremiş ve evrimleşmiş. Yürüyen ve konuşan ağaçlar ve diğer niceleri belki de Dünya üzerindeki türlerden oluşmuş desek yalan olmaz. Rose tabi ilk dakikadan itibaren kendisinden tiksiniyor ve hatta komik bir şekilde, "bu kadın nasıl sıçıyor?" dercesine arkasına kadar dolanıp inceliyor.<br />
<br />
Cassandra'nın görünüşü bir yana, diğer misafirlere takdim ettiği hediyelerden bahsederken onların zaman içinde değişime uğraması, koskoca jukebox'ın iPod, deve kuşunun da ağzından ateş çıkaran bir kuş olarak tarihe geçmiş olması, bize de "Evet ya, şimdi elimde tuttuğum, her gün gördüğüm, kullandığım bir şeyi belki binlerce yıl sonra topraktan bir arkeoloji kazısı ile çıkartıp kim bilir ne anlamlar yükleyecekler, en çıkarımlarda bulunacaklar" diye düşündürtüyor ki bu çok hoş.<br />
<br />
Ve en sonunda ilk defa zaman lordu kelimesini duyuyoruz, teşekkürler Jabe! Son sahnede de Doktor'un bir savaştan bahsetmesi, ırkından kalan son kişi olduğunu söylemesiyle kendisi hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş oluyoruz. Ayrıca Doktorun Jabe'e bir sahnede, "Eğer başımız dertteyse bize yardım edecek kimse yok" deyip, "Korkarım öyle!" yanıtını aldıktan sonra "İnanılmaz!" demesi, Doktor'un kişiliğine dair çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Biz olsak korkar, çekinir, endişelenir ve hatta ağlamaya başlardık ama Doktor farklı. Hatta öyle farklı ki, Rose Doktor'a "Ona yardım et" demesine rağmen Doktorun Cassandra'nın ölmesini "Her şeyin bir vakti vardır ve her şey sonunda ölür" diyerek seyretmesi ve onu kurtarmaması, bir nevi intikamını alması, onun korkutucu ve merhametsiz yanını da fazlasıyla gösteriyor.<br />
<br />
En nihayetinde Doktor'un Rose'a dediği gibi, bazı şeylerin veya bazı kimselerin zamanı dolar ve Doktor her ne kadar bir doktor(!) da olsa her şeyi veya herkesi kurtaramaz ya da kurtarmaz! Doktor'un bu yöndeki kararları ve tercihleri ilerleyen bölümlerde de karşımıza çokça karşımıza çıkacak gibi. Açıkçası, bu bölümden aldığım zevk kadar alacağıma fazlasıyla eminim.İlk defa TARDIS'in içini görerek başlıyoruz bu bölüme. Ne kadar da havalı öyle değil mi? O garip duvarlar, yeşil ama loş bir ışık... Üstüne üstlük Doktor'un "Ne kadar ileriye?" diye sorması ve Rose'un "Yüz yıl" demesi. Böylelikle Rose geçmişini bir nevi arkasında bırakıp geleceğe gitmiş oluyor. Ama yetmez. Daha da ileri, daha da ileri ve sonunda Dünya'nın sonundayız. Yıl 5.5/Apple/26, zamanımızdan 5 milyar yıl sonrası. Günümüzde geçen ilk bölüm sonrası hemen ikinci bölümde bu kadar uç sayılabilecek bir karar 5 milyar gibi aşırı uzun bir zamana yolcukuk etmemiz harika bir tercih olmuş. Yani TARDIS denen bu gizemli alet, gerçekten de Doktor'un iddia ettiği gibi zamanda ve uzayda dilediği gibi yolculuk edebiliyor, ayrıca yakıt masrafı da yok. Bu kadar komplike, aklımızın alamayacağı kadar sıradışı ve teknolojik bir alet bu TARDIS. Bununla birlikte Doktor ve Rose seyahat edecekleri yılı kararlaştırmaya çalışıp zamandan zamana atlarlarken Doktor'un TARDIS'i kullanma şekli, TARDIS'in bu gelişmişliğine çok güzel bir tezat oluşturuyor. Böylesine muazzam bir aletin daha dijital, daha otomatik olmasını beklerdik sanırım fakat Doktor'un bir şeyleri çevirmesi ve döndürmesi, düğmelere basıp kolları çekmesi ve vanaları kapatması, sonrasında da "Kapıdan çık, burası 22. Yüzyıl!" demesi, TARDIS'i tüm bu saydığımız özelliklerinin yanısıra şaşırtıcı bir şekilde analog yapıyor.<br />
<br />
En nihayetinde kapıdan çıkıyoruz. Rose'un gördükleri oldukça hayret verici. Biz de en az onun kadar şaşırmıyor değiliz, Dünya, Güneş'e oldukça yakın ve Güneş patlıyor! Artık nereye geldilerse, içinde oldukları yere Güneş'in patlamasına rağmen hiçbir şey olmuyor. Teknoloji gerçekten çok gelişmiş, ağzımız hafif açık izliyoruz tabii bu patlamayı.<br />
<br />
Rose, hepimizin aklındaki soruyu soruyor Doktor'a, "Bunun için mi buradayız?", "Yani, senin yaptığın şey bu mu?", "(Dünya'nın patlayacağı) son dakikada Dünya'yı mı kurtaracaksın?". Böyle sorarken düşünüyorum da, evet, Doktor böyle biri, hep Dünya'yı ve insanlığı kurtarır. Fakat Doktor, bu ve diğer tüm bölümler için referans olabilecek bir cümle kuruyor, "Kurtarmayacağım, zaman doldu". Evet, öyle görünüyor ki bazı durumlarda Doktor, bazı insanları ve/veya bazı şeyleri kurtarmayacak. Bunu hangi duygularla yapacak, henüz bilemiyoruz.<br />
<br />
Tam bu sırada mavi renkli bir beyefendi geliyor ve siz de kimsiniz diyor haklı olarak. Oldukça da sinirleniyor. Doktor'un karakteri öyle neşeli ki, sadece gülüyor, lütfen sakin olun diyor ve bizi şaşırtacak başka bir şey çıkartıyor ceketinin cebinden: kimlik koyulan yerinde boş bir kağıt olan cüzdan. Kağıdı mavi beyefendinin yüzüne doğrultup kendinin ve Rose'un misafir olduğuna inandırıyor. Mavi beyefendinin tam olarak kağıda bakıp da ne gördüğünü bilemiyoruz, oldukça şaşırmış ve inanmakta güçlük çekiyor gibi gözüküyor. Kafası en az bizim kadar karışmış olan Rose'a dönen Doktor kağıdı gösterip bunun psişik bir olduğunu, kağıdı gösterdiği kişiye, Doktor ne görmesini isterse onu gösterdiğini açıklıyor. Milyon yılın icadı! Öyle ki kağıt cüzdanın içinde biraz yamuk duruyor, kenarları da biraz buruşuk ama Doktor'un da tabiriyle, kağıt da zaten biraz psişik. Her halükarda Doktor bunu ileride daha çok kullanacak gibi görünüyor, sevdim!<br />
<br />
Ve geliyoruz, Doctor Who'nun kendi cantina sahnesine. Bilmeyenler ya da unutanlar için söylemekte fayda var, cantina sahnesi, Star Wars - A New Hope filmindeki,  Luke Skywalker, Obi Wan Kenobi, C3-PO ve R2-D2'nun Mos Eisley'de bir cantina'ya girdiği (hatta robotların içeri alınmadığı), Han Solo, Chewbacca ve diğer çeşitli uzaylı ırkları, yaratıkları ve insansıları bize gösteren, onların hayatlarını, gezegenlerini, geçmişlerini, mesleklerini, neden orada olduklarını, nereden geldiklerini gibi bir çok şeyi bize arkada kantin bandosunun çaldığı muhteşem müzikle merak ettiren çok güzel ve oldukça popüler bir sahne. Bu sahnenin bir diğer özelliği de, izlediğimiz filmin evreninin ne kadar geniş ve uçsuz bucaksız olduğunu, ana karakterlerimizden bağımsız olarak ilerleyen bölümlerde, sahnelerde nelere şahit olabileceğimizi şimdiden kanıtlaması. İşte Doctor Who'nun kendi cantina sahnesi de, mavi beyefendinin değişik isimlerdeki davetlileri tanıtarak içeri buyur etmesi. Bu sahnede ilk defa farklı yaratıkları, insansıları, varlıkları, uzaylıları, artık ne şekilde adlandırmak isterseniz, görüyoruz ve merak ediyoruz. Biz tabii bir yandan uzaylıları incelerken, bir yandan da mavi beyefendinin onların değişik isimlerini, geldikleri yerleri ve uğraşlarını dinleyip Rose'un yaşadığı şaşkınlığı yaşıyoruz. Acaba daha ne tür uzaylı ırkları göreceğiz, onların yaşamlarına, gezegenlerine, şehirlerine tanık olacağız diye büyük bir merak uyandırmayı başarıyor dizi içimizde, çok güzel bir his bu.<br />
<br />
Örneğin tesisatçı hanımefendi. Kendisi ölmeden önce çok kısa bir sahneyle giriyor hayatımıza ama çok da etkili oluyor. Rose'un ilk defa uzaylı biriyle iletişime geçtiği kayıtlarımıza geçtiği bu sahnede, "Hala tesisatçılara gerek var mı?" ve "Nerelisin?" diye sorduktan sonra "Umarım vardır, yoksa işsiz kalırım!" ve "Crespallion" cevaplarını veriyor tesisatçı hanımefendi. Rose'un konuşma tarzı, tonlamaları, sanki günümüzde herhangi bir insanla rastgele konuşuyormuşçasına sohbet ediyor gibi olmasını çok sevdim. Halbuki tesisatçı hanımefendi Rose'dan 5 milyar daha sonra doğmuş uzaylı bir tür ve aralarında geçen konuşma tüm bunlara rağmen çok samimi, Rose bunu bilmesine rağmen çok doğal, bu da bu sahneyi izlenmesi daha keyifli hale getiriyor. Üstelik, "Crespallion" cevabını alan Rose, "Orası bir gezegen, değil mi?" diye soruyor, sanki arka sokağındaki fırını sorarmışçasına. "Hayır. Crespallion, Jaggit Brocade'in Scarlet Kavşağı'na bağlandığı yer, Konveks 56." şeklinde tarif eden tesisatçı hanımefendi de aynı rahatlık var, sanki herkesin bilmesi gerekirmiş gibi! Rose'un bu esnade yüzündeki şaşkınlık bizim yüzümüzde de yok değil. Tabii 5 milyar yıl sonra bile köleliğin olması, onun ancak efendisi izin verirse konuşabilmesi de oldukça etkileyici ve üzücüydü.<br />
<br />
TARDIS ile ilgili yeni bir bilgi edindiğimiz kısımda öğreniyoruz ki meğerse uzaylıların İngilizce konuşmasının nedeni, bize TARDIS'in telepatik alanı beynimizin içinden geçerek simültane çeviri yapıyor olmasıymış. Rose da bundan rahatsız oluyor ve Doktor "Hiç böyle düşünmemiştim!" diyor. Küçük bir sahne gibi görünse de aslında ahlaki açıdan bir makinenin beynimize telepatik olarak girip başkalarının konuşmalarını İngilizce (ya da herhangi bir dilde) duymamızı sağlayan bir teknolojinin eleştirisi olarak yorumlamak hiç de zor değil, -ki bunu yapabilen bir makine daha başka neler yapar acaba diye sormadan da edemiyor insan. Üstelik anlaşılan tesisatçılar için hala iş var ama tercümanlık mesleği çoktan ölmüş...<br />
<br />
Çok daha garip bir sahne ise, Rose'un hemen bu konuşmanın arkasından patlamış Güneş'in ve patlamak üzere olan Dünya'nın manzarasının önünde, günümüzden 5 milyar yıl sonra, Nokia 3200 telefonunu çıkarıp sinyal yok demesiydi. Biz tam "ya ne bekliyordun?" demek üzereyken, Doktor'un tam da Nokia 3200'ın batarya haznesine ve batarya çiplerine uygun bir cihazı ceketinin cebinden çıkarıp bataryanın yerine takması ve bir hokus-pokus yapmasıyla şok olduk. Soracak çok soru var ama sormaya çekiniyorum. Yalnızca demek ki Doktor'un cebi de belki TARDIS gibidir ve kötü günlerde lazım olabilecek, uzay ve zaman boyunca yapılmış her cihaz için birer aleti yanında taşıyordur diye düşünüyorum kendi kendime. Şaka bir yana, komik ama abes gelmeyen güzel bir sahneydi, her ne kadar Rose'un 5 milyar yıl öncesini arayıp annesiyle telefonda görüşmesini beynim tam olarak kavrayamamış olsa da, o sahnenin yaşatmak istediği ben şahsen aldım. Bu yüzden şikayet etmiyorum. İlginç bir adam bu Doktor, orası kesin!<br />
<br />
Aklıma takılan, "başka türlü olsaydı sanki daha iyi olurdu!" diyebileceğim iki şey daha var. Bunlardan ilki, robot örümceğin tek tuşla güneş filtresini kaldırabilmesi ama mavi beyefendinin bunu engelleyememesi veya bir şekilde geri alamaması ilginç geldi. Son teknoloji ürünü bir uzay platformundaki en kritik parçanın, Güneş filtresinin, sanki daha fazla ve daha farklı güvenlik önlemleri ile kaldırılabiliyor olması gerekirdi gibi düşünüyorum. Ama yine de bunu savunacak olmam gerekirse de, platform zaten sahibi olduğu şirket tarafından pek de önemsenmiyor gibi görünüyor, çalışanlar bir tür köle ırkına mensup, her yerde kablolar salkım saçak. Yani hiç de ütopya sayılmaz. İkincisi de yine Güneş filtresiyle ilgili. Bu filtreyi kaldırabilen şalter neden tehlikeli ve devasa pervanelerin ve uzun ve dar bir köprünün arkasında ki? Pek anlamlandıramadım desem yeridir. İlk şalter pervaneleri durdurmaması, yalnızca yavaşlatması ve sürekli aşağıda tutulmasının gerekmesi de "Ama neden ki?" diye sordurttu. Cevaplarını tam alamadım, biraz daha ufak da olsa açıklama olsaydı daha tatmin edici bir sorun çözme macerası olurdu. Çünkü ağaç hanımefendi Jabe'in ölümü bir şekilde engellenebilirdi, biraz boşuna oldu gibi hissettirdi. En nihayetinde Doktor sonuncu pervaneyi yavaşlatılmamış haliyle geçmeyi başardı, diğerlerini de başaramaz mıydı ki?<br />
<br />
Geldik bu bölümümüzün kötü karakterine, Cassandra. İnsan desek, olmaz, değil desek de olmuyor. İddia ettiği üzere kendisi son saf insanmış ve diğerleri gökyüzündeki her yıldıza dokunmuş, üremiş ve evrimleşmiş. Yürüyen ve konuşan ağaçlar ve diğer niceleri belki de Dünya üzerindeki türlerden oluşmuş desek yalan olmaz. Rose tabi ilk dakikadan itibaren kendisinden tiksiniyor ve hatta komik bir şekilde, "bu kadın nasıl sıçıyor?" dercesine arkasına kadar dolanıp inceliyor.<br />
<br />
Cassandra'nın görünüşü bir yana, diğer misafirlere takdim ettiği hediyelerden bahsederken onların zaman içinde değişime uğraması, koskoca jukebox'ın iPod, deve kuşunun da ağzından ateş çıkaran bir kuş olarak tarihe geçmiş olması, bize de "Evet ya, şimdi elimde tuttuğum, her gün gördüğüm, kullandığım bir şeyi belki binlerce yıl sonra topraktan bir arkeoloji kazısı ile çıkartıp kim bilir ne anlamlar yükleyecekler, en çıkarımlarda bulunacaklar" diye düşündürtüyor ki bu çok hoş.<br />
<br />
Ve en sonunda ilk defa zaman lordu kelimesini duyuyoruz, teşekkürler Jabe! Son sahnede de Doktor'un bir savaştan bahsetmesi, ırkından kalan son kişi olduğunu söylemesiyle kendisi hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş oluyoruz. Ayrıca Doktorun Jabe'e bir sahnede, "Eğer başımız dertteyse bize yardım edecek kimse yok" deyip, "Korkarım öyle!" yanıtını aldıktan sonra "İnanılmaz!" demesi, Doktor'un kişiliğine dair çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Biz olsak korkar, çekinir, endişelenir ve hatta ağlamaya başlardık ama Doktor farklı. Hatta öyle farklı ki, Doktorun Cassandra'nın ölmesini seyretmesi ve onu kurtarmaması, bir nevi intikam alması, onun korkutucu ve merhametsiz yanını da fazlasıyla gösteriyor.<br />
<br />
En nihayetinde Doktor'un Rose'a dediği gibi, bazı şeylerin veya bazı kimselerin zamanı dolar ve Doktor her ne kadar bir doktor(!) da olsa her şeyi veya herkesi kurtaramaz ya da kurtarmaz! Doktor'un bu yöndeki kararları ve tercihleri ilerleyen bölümlerde de karşımıza çokça karşımıza çıkacak gibi. Açıkçası, bu bölümden aldığım zevk kadar alacağıma fazlasıyla eminim.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=143" target="_blank" title="">Doctor Who (42).png</a> (Dosya Boyutu: 471.36 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=142" target="_blank" title="">Doctor Who (41).png</a> (Dosya Boyutu: 506.96 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=141" target="_blank" title="">Doctor Who (40).png</a> (Dosya Boyutu: 455.73 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=140" target="_blank" title="">Doctor Who (39).png</a> (Dosya Boyutu: 752.94 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=139" target="_blank" title="">Doctor Who (38).png</a> (Dosya Boyutu: 545.49 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=138" target="_blank" title="">Doctor Who (37).png</a> (Dosya Boyutu: 617.86 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=137" target="_blank" title="">Doctor Who (36).png</a> (Dosya Boyutu: 532.78 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=136" target="_blank" title="">Doctor Who (35).png</a> (Dosya Boyutu: 548.46 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=135" target="_blank" title="">Doctor Who (34).png</a> (Dosya Boyutu: 537.68 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=134" target="_blank" title="">Doctor Who (33).png</a> (Dosya Boyutu: 532.51 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=133" target="_blank" title="">Doctor Who (32).png</a> (Dosya Boyutu: 731.69 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=132" target="_blank" title="">Doctor Who (31).png</a> (Dosya Boyutu: 537.72 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=131" target="_blank" title="">Doctor Who (50).png</a> (Dosya Boyutu: 527.07 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=130" target="_blank" title="">Doctor Who (49).png</a> (Dosya Boyutu: 490.06 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=129" target="_blank" title="">Doctor Who (48).png</a> (Dosya Boyutu: 598.62 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=128" target="_blank" title="">Doctor Who (47).png</a> (Dosya Boyutu: 587.32 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=127" target="_blank" title="">Doctor Who (46).png</a> (Dosya Boyutu: 557.29 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=126" target="_blank" title="">Doctor Who (45).png</a> (Dosya Boyutu: 556.39 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=125" target="_blank" title="">Doctor Who (44).png</a> (Dosya Boyutu: 424.38 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=124" target="_blank" title="">Doctor Who (43).png</a> (Dosya Boyutu: 566.97 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=144" target="_blank" title="">Doctor Who (51).png</a> (Dosya Boyutu: 570.77 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=145" target="_blank" title="">Doctor Who (52).png</a> (Dosya Boyutu: 704.6 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=146" target="_blank" title="">Doctor Who (53).png</a> (Dosya Boyutu: 507.54 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=147" target="_blank" title="">Doctor Who (54).png</a> (Dosya Boyutu: 588.12 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İlk defa TARDIS'in içini görerek başlıyoruz bu bölüme. Ne kadar da havalı öyle değil mi? O garip duvarlar, yeşil ama loş bir ışık... Üstüne üstlük Doktor'un "Ne kadar ileriye?" diye sorması ve Rose'un "Yüz yıl" demesi. Böylelikle Rose geçmişini bir nevi arkasında bırakıp geleceğe gitmiş oluyor. Ama yetmez. Daha da ileri, daha da ileri ve sonunda Dünya'nın sonundayız. Yıl 5.5/Apple/26, zamanımızdan 5 milyar yıl sonrası. Günümüzde geçen ilk bölüm sonrası hemen ikinci bölümde bu kadar uç sayılabilecek bir karar ile 5 milyar gibi aşırı uzun bir zamana yolculuk etmemiz harika bir tercih olmuş. Yani TARDIS denen bu gizemli alet, gerçekten de Doktor'un iddia ettiği gibi zamanda ve uzayda dilediği gibi yolculuk edebiliyor, ayrıca yakıt masrafı da yok. Bu kadar komplike, aklımızın alamayacağı kadar sıradışı ve teknolojik bir alet bu TARDIS. Bununla birlikte Doktor ve Rose seyahat edecekleri yılı kararlaştırmaya çalışıp zamandan zamana atlarlarken Doktor'un TARDIS'i kullanma şekli, TARDIS'in bu gelişmişliğine çok güzel bir tezat oluşturuyor. Böylesine muazzam bir aletin daha dijital, daha otomatik olmasını beklerdik sanırım fakat Doktor'un bir şeyleri çevirmesi ve döndürmesi, düğmelere basıp kolları çekmesi ve vanaları kapatması, sonrasında da "Kapıdan çık, burası 22. Yüzyıl!" demesi, TARDIS'i tüm bu saydığımız özelliklerinin yanısıra şaşırtıcı bir şekilde analog yapıyor.<br />
<br />
En nihayetinde kapıdan çıkıyoruz. Rose'un gördükleri oldukça hayret verici. Biz de en az onun kadar şaşırmıyor değiliz, Dünya, Güneş'e oldukça yakın ve Güneş patlıyor! Artık nereye geldilerse, içinde oldukları yere Güneş'in patlamasına rağmen hiçbir şey olmuyor. Teknoloji gerçekten çok gelişmiş, ağzımız hafif açık izliyoruz tabii bu patlamayı.<br />
<br />
Rose, hepimizin aklındaki soruyu soruyor Doktor'a, "Bunun için mi buradayız?", "Yani, senin yaptığın şey bu mu?", "(Dünya'nın patlayacağı) son dakikada Dünya'yı mı kurtaracaksın?". Böyle sorarken düşünüyorum da, evet, Doktor böyle biri, hep Dünya'yı ve insanlığı kurtarır. Fakat Doktor, bu ve diğer tüm bölümler için referans olabilecek bir cümle kuruyor, "Kurtarmayacağım, zaman doldu". Evet, öyle görünüyor ki bazı durumlarda Doktor, bazı insanları ve/veya bazı şeyleri kurtarmayacak. Bunu hangi duygularla yapacak, henüz bilemiyoruz.<br />
<br />
Tam bu sırada mavi renkli bir beyefendi geliyor ve siz de kimsiniz diyor haklı olarak. Oldukça da sinirleniyor. Doktor'un karakteri öyle neşeli ki, sadece gülüyor, lütfen sakin olun diyor ve bizi şaşırtacak başka bir şey çıkartıyor ceketinin cebinden: kimlik koyulan yerinde boş bir kağıt olan cüzdan. Kağıdı mavi beyefendinin yüzüne doğrultup kendinin ve Rose'un misafir olduğuna inandırıyor. Mavi beyefendinin tam olarak kağıda bakıp da ne gördüğünü bilemiyoruz, oldukça şaşırmış ve inanmakta güçlük çekiyor gibi gözüküyor. Kafası en az bizim kadar karışmış olan Rose'a dönen Doktor kağıdı gösterip bunun psişik bir olduğunu, kağıdı gösterdiği kişiye, Doktor ne görmesini isterse onu gösterdiğini açıklıyor. Milyon yılın icadı! Öyle ki kağıt cüzdanın içinde biraz yamuk duruyor, kenarları da biraz buruşuk ama Doktor'un da tabiriyle, kağıt da zaten biraz psişik. Her halükarda Doktor bunu ileride daha çok kullanacak gibi görünüyor, sevdim!<br />
<br />
Ve geliyoruz, Doctor Who'nun kendi cantina sahnesine. Bilmeyenler ya da unutanlar için söylemekte fayda var, cantina sahnesi, Star Wars - A New Hope filmindeki,  Luke Skywalker, Obi Wan Kenobi, C3-PO ve R2-D2'nun Mos Eisley'de bir cantina'ya girdiği (hatta robotların içeri alınmadığı), Han Solo, Chewbacca ve diğer çeşitli uzaylı ırkları, yaratıkları ve insansıları bize gösteren, onların hayatlarını, gezegenlerini, geçmişlerini, mesleklerini, neden orada olduklarını, nereden geldiklerini gibi bir çok şeyi bize arkada kantin bandosunun çaldığı muhteşem müzikle merak ettiren çok güzel ve oldukça popüler bir sahne. Bu sahnenin bir diğer özelliği de, izlediğimiz filmin evreninin ne kadar geniş ve uçsuz bucaksız olduğunu, ana karakterlerimizden bağımsız olarak ilerleyen bölümlerde, sahnelerde nelere şahit olabileceğimizi şimdiden kanıtlaması. İşte Doctor Who'nun kendi cantina sahnesi de, mavi beyefendinin değişik isimlerdeki davetlileri tanıtarak içeri buyur etmesi. Bu sahnede ilk defa farklı yaratıkları, insansıları, varlıkları, uzaylıları, artık ne şekilde adlandırmak isterseniz, görüyoruz ve merak ediyoruz. Biz tabii bir yandan uzaylıları incelerken, bir yandan da mavi beyefendinin onların değişik isimlerini, geldikleri yerleri ve uğraşlarını dinleyip Rose'un yaşadığı şaşkınlığı yaşıyoruz. Acaba daha ne tür uzaylı ırkları göreceğiz, onların yaşamlarına, gezegenlerine, şehirlerine tanık olacağız diye büyük bir merak uyandırmayı başarıyor dizi içimizde, çok güzel bir his bu.<br />
<br />
Örneğin tesisatçı hanımefendi. Kendisi ölmeden önce çok kısa bir sahneyle giriyor hayatımıza ama çok da etkili oluyor. Rose'un ilk defa uzaylı biriyle iletişime geçtiği kayıtlarımıza geçtiği bu sahnede, "Hala tesisatçılara gerek var mı?" ve "Nerelisin?" diye sorduktan sonra "Umarım vardır, yoksa işsiz kalırım!" ve "Crespallion" cevaplarını veriyor tesisatçı hanımefendi. Rose'un konuşma tarzı, tonlamaları, sanki günümüzde herhangi bir insanla rastgele konuşuyormuşçasına sohbet ediyor gibi olmasını çok sevdim. Halbuki tesisatçı hanımefendi Rose'dan 5 milyar daha sonra doğmuş uzaylı bir tür ve aralarında geçen konuşma tüm bunlara rağmen çok samimi, Rose bunu bilmesine rağmen çok doğal, bu da bu sahneyi izlenmesi daha keyifli hale getiriyor. Üstelik, "Crespallion" cevabını alan Rose, "Orası bir gezegen, değil mi?" diye soruyor, sanki arka sokağındaki fırını sorarmışçasına. "Hayır. Crespallion, Jaggit Brocade'in Scarlet Kavşağı'na bağlandığı yer, Konveks 56." şeklinde tarif eden tesisatçı hanımefendi de aynı rahatlık var, sanki herkesin bilmesi gerekirmiş gibi! Rose'un bu esnade yüzündeki şaşkınlık bizim yüzümüzde de yok değil. Tabii 5 milyar yıl sonra bile köleliğin olması, onun ancak efendisi izin verirse konuşabilmesi de oldukça etkileyici ve üzücüydü.<br />
<br />
TARDIS ile ilgili yeni bir bilgi edindiğimiz kısımda öğreniyoruz ki meğerse uzaylıların İngilizce konuşmasının nedeni, bize TARDIS'in telepatik alanı beynimizin içinden geçerek simültane çeviri yapıyor olmasıymış. Rose da bundan rahatsız oluyor ve Doktor "Hiç böyle düşünmemiştim!" diyor. Küçük bir sahne gibi görünse de aslında ahlaki açıdan bir makinenin beynimize telepatik olarak girip başkalarının konuşmalarını İngilizce (ya da herhangi bir dilde) duymamızı sağlayan bir teknolojinin eleştirisi olarak yorumlamak hiç de zor değil, -ki bunu yapabilen bir makine daha başka neler yapar acaba diye sormadan da edemiyor insan. Üstelik anlaşılan tesisatçılar için hala iş var ama tercümanlık mesleği çoktan ölmüş...<br />
<br />
Çok daha garip bir sahne ise, Rose'un hemen bu konuşmanın arkasından patlamış Güneş'in ve patlamak üzere olan Dünya'nın manzarasının önünde, günümüzden 5 milyar yıl sonra, Nokia 3200 telefonunu çıkarıp sinyal yok demesiydi. Biz tam "ya ne bekliyordun?" demek üzereyken, Doktor'un tam da Nokia 3200'ın batarya haznesine ve batarya çiplerine uygun bir cihazı ceketinin cebinden çıkarıp bataryanın yerine takması ve bir hokus-pokus yapmasıyla şok olduk. Soracak çok soru var ama sormaya çekiniyorum. Yalnızca demek ki Doktor'un cebi de belki TARDIS gibidir ve kötü günlerde lazım olabilecek, uzay ve zaman boyunca yapılmış her cihaz için birer aleti yanında taşıyordur diye düşünüyorum kendi kendime. Şaka bir yana, komik ama abes gelmeyen güzel bir sahneydi, her ne kadar Rose'un 5 milyar yıl öncesini arayıp annesiyle telefonda görüşmesini beynim tam olarak kavrayamamış olsa da, o sahnenin yaşatmak istediği ben şahsen aldım. Bu yüzden şikayet etmiyorum. İlginç bir adam bu Doktor, orası kesin!<br />
<br />
Aklıma takılan, "başka türlü olsaydı sanki daha iyi olurdu!" diyebileceğim iki şey daha var. Bunlardan ilki, robot örümceğin tek tuşla güneş filtresini kaldırabilmesi ama mavi beyefendinin bunu engelleyememesi veya bir şekilde geri alamaması ilginç geldi. Son teknoloji ürünü bir uzay platformundaki en kritik parçanın, Güneş filtresinin, sanki daha fazla ve daha farklı güvenlik önlemleri ile kaldırılabiliyor olması gerekirdi gibi düşünüyorum. Ama yine de bunu savunacak olmam gerekirse de, platform zaten sahibi olduğu şirket tarafından pek de önemsenmiyor gibi görünüyor, çalışanlar bir tür köle ırkına mensup, her yerde kablolar salkım saçak. Yani hiç de ütopya sayılmaz. İkincisi de yine Güneş filtresiyle ilgili. Bu filtreyi kaldırabilen şalter neden tehlikeli ve devasa pervanelerin ve uzun ve dar bir köprünün arkasında ki? Pek anlamlandıramadım desem yeridir. İlk şalter pervaneleri durdurmaması, yalnızca yavaşlatması ve sürekli aşağıda tutulmasının gerekmesi de "Ama neden ki?" diye sordurttu. Cevaplarını tam alamadım, biraz daha ufak da olsa açıklama olsaydı daha tatmin edici bir sorun çözme macerası olurdu. Çünkü ağaç hanımefendi Jabe'in ölümü bir şekilde engellenebilirdi, biraz boşuna oldu gibi hissettirdi. En nihayetinde Doktor sonuncu pervaneyi yavaşlatılmamış haliyle geçmeyi başardı, diğerlerini de başaramaz mıydı ki?<br />
<br />
Geldik bu bölümümüzün kötü karakterine, Cassandra. İnsan desek, olmaz, değil desek de olmuyor. İddia ettiği üzere kendisi son saf insanmış ve diğerleri gökyüzündeki her yıldıza dokunmuş, üremiş ve evrimleşmiş. Yürüyen ve konuşan ağaçlar ve diğer niceleri belki de Dünya üzerindeki türlerden oluşmuş desek yalan olmaz. Rose tabi ilk dakikadan itibaren kendisinden tiksiniyor ve hatta komik bir şekilde, "bu kadın nasıl sıçıyor?" dercesine arkasına kadar dolanıp inceliyor.<br />
<br />
Cassandra'nın görünüşü bir yana, diğer misafirlere takdim ettiği hediyelerden bahsederken onların zaman içinde değişime uğraması, koskoca jukebox'ın iPod, deve kuşunun da ağzından ateş çıkaran bir kuş olarak tarihe geçmiş olması, bize de "Evet ya, şimdi elimde tuttuğum, her gün gördüğüm, kullandığım bir şeyi belki binlerce yıl sonra topraktan bir arkeoloji kazısı ile çıkartıp kim bilir ne anlamlar yükleyecekler, en çıkarımlarda bulunacaklar" diye düşündürtüyor ki bu çok hoş.<br />
<br />
Ve en sonunda ilk defa zaman lordu kelimesini duyuyoruz, teşekkürler Jabe! Son sahnede de Doktor'un bir savaştan bahsetmesi, ırkından kalan son kişi olduğunu söylemesiyle kendisi hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş oluyoruz. Ayrıca Doktorun Jabe'e bir sahnede, "Eğer başımız dertteyse bize yardım edecek kimse yok" deyip, "Korkarım öyle!" yanıtını aldıktan sonra "İnanılmaz!" demesi, Doktor'un kişiliğine dair çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Biz olsak korkar, çekinir, endişelenir ve hatta ağlamaya başlardık ama Doktor farklı. Hatta öyle farklı ki, Rose Doktor'a "Ona yardım et" demesine rağmen Doktorun Cassandra'nın ölmesini "Her şeyin bir vakti vardır ve her şey sonunda ölür" diyerek seyretmesi ve onu kurtarmaması, bir nevi intikamını alması, onun korkutucu ve merhametsiz yanını da fazlasıyla gösteriyor.<br />
<br />
En nihayetinde Doktor'un Rose'a dediği gibi, bazı şeylerin veya bazı kimselerin zamanı dolar ve Doktor her ne kadar bir doktor(!) da olsa her şeyi veya herkesi kurtaramaz ya da kurtarmaz! Doktor'un bu yöndeki kararları ve tercihleri ilerleyen bölümlerde de karşımıza çokça karşımıza çıkacak gibi. Açıkçası, bu bölümden aldığım zevk kadar alacağıma fazlasıyla eminim.İlk defa TARDIS'in içini görerek başlıyoruz bu bölüme. Ne kadar da havalı öyle değil mi? O garip duvarlar, yeşil ama loş bir ışık... Üstüne üstlük Doktor'un "Ne kadar ileriye?" diye sorması ve Rose'un "Yüz yıl" demesi. Böylelikle Rose geçmişini bir nevi arkasında bırakıp geleceğe gitmiş oluyor. Ama yetmez. Daha da ileri, daha da ileri ve sonunda Dünya'nın sonundayız. Yıl 5.5/Apple/26, zamanımızdan 5 milyar yıl sonrası. Günümüzde geçen ilk bölüm sonrası hemen ikinci bölümde bu kadar uç sayılabilecek bir karar 5 milyar gibi aşırı uzun bir zamana yolcukuk etmemiz harika bir tercih olmuş. Yani TARDIS denen bu gizemli alet, gerçekten de Doktor'un iddia ettiği gibi zamanda ve uzayda dilediği gibi yolculuk edebiliyor, ayrıca yakıt masrafı da yok. Bu kadar komplike, aklımızın alamayacağı kadar sıradışı ve teknolojik bir alet bu TARDIS. Bununla birlikte Doktor ve Rose seyahat edecekleri yılı kararlaştırmaya çalışıp zamandan zamana atlarlarken Doktor'un TARDIS'i kullanma şekli, TARDIS'in bu gelişmişliğine çok güzel bir tezat oluşturuyor. Böylesine muazzam bir aletin daha dijital, daha otomatik olmasını beklerdik sanırım fakat Doktor'un bir şeyleri çevirmesi ve döndürmesi, düğmelere basıp kolları çekmesi ve vanaları kapatması, sonrasında da "Kapıdan çık, burası 22. Yüzyıl!" demesi, TARDIS'i tüm bu saydığımız özelliklerinin yanısıra şaşırtıcı bir şekilde analog yapıyor.<br />
<br />
En nihayetinde kapıdan çıkıyoruz. Rose'un gördükleri oldukça hayret verici. Biz de en az onun kadar şaşırmıyor değiliz, Dünya, Güneş'e oldukça yakın ve Güneş patlıyor! Artık nereye geldilerse, içinde oldukları yere Güneş'in patlamasına rağmen hiçbir şey olmuyor. Teknoloji gerçekten çok gelişmiş, ağzımız hafif açık izliyoruz tabii bu patlamayı.<br />
<br />
Rose, hepimizin aklındaki soruyu soruyor Doktor'a, "Bunun için mi buradayız?", "Yani, senin yaptığın şey bu mu?", "(Dünya'nın patlayacağı) son dakikada Dünya'yı mı kurtaracaksın?". Böyle sorarken düşünüyorum da, evet, Doktor böyle biri, hep Dünya'yı ve insanlığı kurtarır. Fakat Doktor, bu ve diğer tüm bölümler için referans olabilecek bir cümle kuruyor, "Kurtarmayacağım, zaman doldu". Evet, öyle görünüyor ki bazı durumlarda Doktor, bazı insanları ve/veya bazı şeyleri kurtarmayacak. Bunu hangi duygularla yapacak, henüz bilemiyoruz.<br />
<br />
Tam bu sırada mavi renkli bir beyefendi geliyor ve siz de kimsiniz diyor haklı olarak. Oldukça da sinirleniyor. Doktor'un karakteri öyle neşeli ki, sadece gülüyor, lütfen sakin olun diyor ve bizi şaşırtacak başka bir şey çıkartıyor ceketinin cebinden: kimlik koyulan yerinde boş bir kağıt olan cüzdan. Kağıdı mavi beyefendinin yüzüne doğrultup kendinin ve Rose'un misafir olduğuna inandırıyor. Mavi beyefendinin tam olarak kağıda bakıp da ne gördüğünü bilemiyoruz, oldukça şaşırmış ve inanmakta güçlük çekiyor gibi gözüküyor. Kafası en az bizim kadar karışmış olan Rose'a dönen Doktor kağıdı gösterip bunun psişik bir olduğunu, kağıdı gösterdiği kişiye, Doktor ne görmesini isterse onu gösterdiğini açıklıyor. Milyon yılın icadı! Öyle ki kağıt cüzdanın içinde biraz yamuk duruyor, kenarları da biraz buruşuk ama Doktor'un da tabiriyle, kağıt da zaten biraz psişik. Her halükarda Doktor bunu ileride daha çok kullanacak gibi görünüyor, sevdim!<br />
<br />
Ve geliyoruz, Doctor Who'nun kendi cantina sahnesine. Bilmeyenler ya da unutanlar için söylemekte fayda var, cantina sahnesi, Star Wars - A New Hope filmindeki,  Luke Skywalker, Obi Wan Kenobi, C3-PO ve R2-D2'nun Mos Eisley'de bir cantina'ya girdiği (hatta robotların içeri alınmadığı), Han Solo, Chewbacca ve diğer çeşitli uzaylı ırkları, yaratıkları ve insansıları bize gösteren, onların hayatlarını, gezegenlerini, geçmişlerini, mesleklerini, neden orada olduklarını, nereden geldiklerini gibi bir çok şeyi bize arkada kantin bandosunun çaldığı muhteşem müzikle merak ettiren çok güzel ve oldukça popüler bir sahne. Bu sahnenin bir diğer özelliği de, izlediğimiz filmin evreninin ne kadar geniş ve uçsuz bucaksız olduğunu, ana karakterlerimizden bağımsız olarak ilerleyen bölümlerde, sahnelerde nelere şahit olabileceğimizi şimdiden kanıtlaması. İşte Doctor Who'nun kendi cantina sahnesi de, mavi beyefendinin değişik isimlerdeki davetlileri tanıtarak içeri buyur etmesi. Bu sahnede ilk defa farklı yaratıkları, insansıları, varlıkları, uzaylıları, artık ne şekilde adlandırmak isterseniz, görüyoruz ve merak ediyoruz. Biz tabii bir yandan uzaylıları incelerken, bir yandan da mavi beyefendinin onların değişik isimlerini, geldikleri yerleri ve uğraşlarını dinleyip Rose'un yaşadığı şaşkınlığı yaşıyoruz. Acaba daha ne tür uzaylı ırkları göreceğiz, onların yaşamlarına, gezegenlerine, şehirlerine tanık olacağız diye büyük bir merak uyandırmayı başarıyor dizi içimizde, çok güzel bir his bu.<br />
<br />
Örneğin tesisatçı hanımefendi. Kendisi ölmeden önce çok kısa bir sahneyle giriyor hayatımıza ama çok da etkili oluyor. Rose'un ilk defa uzaylı biriyle iletişime geçtiği kayıtlarımıza geçtiği bu sahnede, "Hala tesisatçılara gerek var mı?" ve "Nerelisin?" diye sorduktan sonra "Umarım vardır, yoksa işsiz kalırım!" ve "Crespallion" cevaplarını veriyor tesisatçı hanımefendi. Rose'un konuşma tarzı, tonlamaları, sanki günümüzde herhangi bir insanla rastgele konuşuyormuşçasına sohbet ediyor gibi olmasını çok sevdim. Halbuki tesisatçı hanımefendi Rose'dan 5 milyar daha sonra doğmuş uzaylı bir tür ve aralarında geçen konuşma tüm bunlara rağmen çok samimi, Rose bunu bilmesine rağmen çok doğal, bu da bu sahneyi izlenmesi daha keyifli hale getiriyor. Üstelik, "Crespallion" cevabını alan Rose, "Orası bir gezegen, değil mi?" diye soruyor, sanki arka sokağındaki fırını sorarmışçasına. "Hayır. Crespallion, Jaggit Brocade'in Scarlet Kavşağı'na bağlandığı yer, Konveks 56." şeklinde tarif eden tesisatçı hanımefendi de aynı rahatlık var, sanki herkesin bilmesi gerekirmiş gibi! Rose'un bu esnade yüzündeki şaşkınlık bizim yüzümüzde de yok değil. Tabii 5 milyar yıl sonra bile köleliğin olması, onun ancak efendisi izin verirse konuşabilmesi de oldukça etkileyici ve üzücüydü.<br />
<br />
TARDIS ile ilgili yeni bir bilgi edindiğimiz kısımda öğreniyoruz ki meğerse uzaylıların İngilizce konuşmasının nedeni, bize TARDIS'in telepatik alanı beynimizin içinden geçerek simültane çeviri yapıyor olmasıymış. Rose da bundan rahatsız oluyor ve Doktor "Hiç böyle düşünmemiştim!" diyor. Küçük bir sahne gibi görünse de aslında ahlaki açıdan bir makinenin beynimize telepatik olarak girip başkalarının konuşmalarını İngilizce (ya da herhangi bir dilde) duymamızı sağlayan bir teknolojinin eleştirisi olarak yorumlamak hiç de zor değil, -ki bunu yapabilen bir makine daha başka neler yapar acaba diye sormadan da edemiyor insan. Üstelik anlaşılan tesisatçılar için hala iş var ama tercümanlık mesleği çoktan ölmüş...<br />
<br />
Çok daha garip bir sahne ise, Rose'un hemen bu konuşmanın arkasından patlamış Güneş'in ve patlamak üzere olan Dünya'nın manzarasının önünde, günümüzden 5 milyar yıl sonra, Nokia 3200 telefonunu çıkarıp sinyal yok demesiydi. Biz tam "ya ne bekliyordun?" demek üzereyken, Doktor'un tam da Nokia 3200'ın batarya haznesine ve batarya çiplerine uygun bir cihazı ceketinin cebinden çıkarıp bataryanın yerine takması ve bir hokus-pokus yapmasıyla şok olduk. Soracak çok soru var ama sormaya çekiniyorum. Yalnızca demek ki Doktor'un cebi de belki TARDIS gibidir ve kötü günlerde lazım olabilecek, uzay ve zaman boyunca yapılmış her cihaz için birer aleti yanında taşıyordur diye düşünüyorum kendi kendime. Şaka bir yana, komik ama abes gelmeyen güzel bir sahneydi, her ne kadar Rose'un 5 milyar yıl öncesini arayıp annesiyle telefonda görüşmesini beynim tam olarak kavrayamamış olsa da, o sahnenin yaşatmak istediği ben şahsen aldım. Bu yüzden şikayet etmiyorum. İlginç bir adam bu Doktor, orası kesin!<br />
<br />
Aklıma takılan, "başka türlü olsaydı sanki daha iyi olurdu!" diyebileceğim iki şey daha var. Bunlardan ilki, robot örümceğin tek tuşla güneş filtresini kaldırabilmesi ama mavi beyefendinin bunu engelleyememesi veya bir şekilde geri alamaması ilginç geldi. Son teknoloji ürünü bir uzay platformundaki en kritik parçanın, Güneş filtresinin, sanki daha fazla ve daha farklı güvenlik önlemleri ile kaldırılabiliyor olması gerekirdi gibi düşünüyorum. Ama yine de bunu savunacak olmam gerekirse de, platform zaten sahibi olduğu şirket tarafından pek de önemsenmiyor gibi görünüyor, çalışanlar bir tür köle ırkına mensup, her yerde kablolar salkım saçak. Yani hiç de ütopya sayılmaz. İkincisi de yine Güneş filtresiyle ilgili. Bu filtreyi kaldırabilen şalter neden tehlikeli ve devasa pervanelerin ve uzun ve dar bir köprünün arkasında ki? Pek anlamlandıramadım desem yeridir. İlk şalter pervaneleri durdurmaması, yalnızca yavaşlatması ve sürekli aşağıda tutulmasının gerekmesi de "Ama neden ki?" diye sordurttu. Cevaplarını tam alamadım, biraz daha ufak da olsa açıklama olsaydı daha tatmin edici bir sorun çözme macerası olurdu. Çünkü ağaç hanımefendi Jabe'in ölümü bir şekilde engellenebilirdi, biraz boşuna oldu gibi hissettirdi. En nihayetinde Doktor sonuncu pervaneyi yavaşlatılmamış haliyle geçmeyi başardı, diğerlerini de başaramaz mıydı ki?<br />
<br />
Geldik bu bölümümüzün kötü karakterine, Cassandra. İnsan desek, olmaz, değil desek de olmuyor. İddia ettiği üzere kendisi son saf insanmış ve diğerleri gökyüzündeki her yıldıza dokunmuş, üremiş ve evrimleşmiş. Yürüyen ve konuşan ağaçlar ve diğer niceleri belki de Dünya üzerindeki türlerden oluşmuş desek yalan olmaz. Rose tabi ilk dakikadan itibaren kendisinden tiksiniyor ve hatta komik bir şekilde, "bu kadın nasıl sıçıyor?" dercesine arkasına kadar dolanıp inceliyor.<br />
<br />
Cassandra'nın görünüşü bir yana, diğer misafirlere takdim ettiği hediyelerden bahsederken onların zaman içinde değişime uğraması, koskoca jukebox'ın iPod, deve kuşunun da ağzından ateş çıkaran bir kuş olarak tarihe geçmiş olması, bize de "Evet ya, şimdi elimde tuttuğum, her gün gördüğüm, kullandığım bir şeyi belki binlerce yıl sonra topraktan bir arkeoloji kazısı ile çıkartıp kim bilir ne anlamlar yükleyecekler, en çıkarımlarda bulunacaklar" diye düşündürtüyor ki bu çok hoş.<br />
<br />
Ve en sonunda ilk defa zaman lordu kelimesini duyuyoruz, teşekkürler Jabe! Son sahnede de Doktor'un bir savaştan bahsetmesi, ırkından kalan son kişi olduğunu söylemesiyle kendisi hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş oluyoruz. Ayrıca Doktorun Jabe'e bir sahnede, "Eğer başımız dertteyse bize yardım edecek kimse yok" deyip, "Korkarım öyle!" yanıtını aldıktan sonra "İnanılmaz!" demesi, Doktor'un kişiliğine dair çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Biz olsak korkar, çekinir, endişelenir ve hatta ağlamaya başlardık ama Doktor farklı. Hatta öyle farklı ki, Doktorun Cassandra'nın ölmesini seyretmesi ve onu kurtarmaması, bir nevi intikam alması, onun korkutucu ve merhametsiz yanını da fazlasıyla gösteriyor.<br />
<br />
En nihayetinde Doktor'un Rose'a dediği gibi, bazı şeylerin veya bazı kimselerin zamanı dolar ve Doktor her ne kadar bir doktor(!) da olsa her şeyi veya herkesi kurtaramaz ya da kurtarmaz! Doktor'un bu yöndeki kararları ve tercihleri ilerleyen bölümlerde de karşımıza çokça karşımıza çıkacak gibi. Açıkçası, bu bölümden aldığım zevk kadar alacağıma fazlasıyla eminim.<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=143" target="_blank" title="">Doctor Who (42).png</a> (Dosya Boyutu: 471.36 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=142" target="_blank" title="">Doctor Who (41).png</a> (Dosya Boyutu: 506.96 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=141" target="_blank" title="">Doctor Who (40).png</a> (Dosya Boyutu: 455.73 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=140" target="_blank" title="">Doctor Who (39).png</a> (Dosya Boyutu: 752.94 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=139" target="_blank" title="">Doctor Who (38).png</a> (Dosya Boyutu: 545.49 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=138" target="_blank" title="">Doctor Who (37).png</a> (Dosya Boyutu: 617.86 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=137" target="_blank" title="">Doctor Who (36).png</a> (Dosya Boyutu: 532.78 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=136" target="_blank" title="">Doctor Who (35).png</a> (Dosya Boyutu: 548.46 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=135" target="_blank" title="">Doctor Who (34).png</a> (Dosya Boyutu: 537.68 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=134" target="_blank" title="">Doctor Who (33).png</a> (Dosya Boyutu: 532.51 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=133" target="_blank" title="">Doctor Who (32).png</a> (Dosya Boyutu: 731.69 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=132" target="_blank" title="">Doctor Who (31).png</a> (Dosya Boyutu: 537.72 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=131" target="_blank" title="">Doctor Who (50).png</a> (Dosya Boyutu: 527.07 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=130" target="_blank" title="">Doctor Who (49).png</a> (Dosya Boyutu: 490.06 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=129" target="_blank" title="">Doctor Who (48).png</a> (Dosya Boyutu: 598.62 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=128" target="_blank" title="">Doctor Who (47).png</a> (Dosya Boyutu: 587.32 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=127" target="_blank" title="">Doctor Who (46).png</a> (Dosya Boyutu: 557.29 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=126" target="_blank" title="">Doctor Who (45).png</a> (Dosya Boyutu: 556.39 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=125" target="_blank" title="">Doctor Who (44).png</a> (Dosya Boyutu: 424.38 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=124" target="_blank" title="">Doctor Who (43).png</a> (Dosya Boyutu: 566.97 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=144" target="_blank" title="">Doctor Who (51).png</a> (Dosya Boyutu: 570.77 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=145" target="_blank" title="">Doctor Who (52).png</a> (Dosya Boyutu: 704.6 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=146" target="_blank" title="">Doctor Who (53).png</a> (Dosya Boyutu: 507.54 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=147" target="_blank" title="">Doctor Who (54).png</a> (Dosya Boyutu: 588.12 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Doctor Who - 1. Sezon / 1. Bölüm - Rose]]></title>
			<link>https://mofidik.com/konu-Inceleme-Doctor-Who-1-Sezon-1-Bolum-Rose</link>
			<pubDate>Thu, 30 Sep 2021 18:36:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://mofidik.com/member.php?action=profile&uid=1">mawendir</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://mofidik.com/konu-Inceleme-Doctor-Who-1-Sezon-1-Bolum-Rose</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok Geniş Bir Giriş</span></span></div>
<br />
Uzun bir aradan sonra tekrar dönüp dolaşıp gençlik aşkım olan Doctor Who'yu tekrar izlemeye başladım. 11. sezona dek, yeri gelince eleştirdiğim, beğenmediğim bölümleri olmuş olsa da zevkle, kaçırmadan izledim ve takip ettim. Doktor'un kadın yapılması kararı yalnızca Dünyamızı son zamanlarda etkileyen gereksiz eşitlikçi hareketin bir sonucu olarak görüyorum, tıpkı hemen hemen diğer tüm dizi/film işlerinde olduğu gibi. Yanlış anlaşılmasın, kadınları ve kadınların haklarını sonuna kadar destekliyorum, savunuyorum ve Jodie Whittaker'ı da bir aktör olarak kötü bulmadım fakat biliyorsunuz ki Amerika'da başlayan bu akımdan etkilenen, özellikle başta sinema sektöründe olmak üzere şirketler ne yazık ki aktör, başrol seçimi gibi bazı kararları yeteneğe ve diğer tüm çeşitli sinematik başarılara göre almak yerine sadece çeşitlilik olsun, kadın oyuncu da bulunsun, tepki çekmeyelim diye alıyor. Bu düşünceyle alınan kararlar da dizilerin, filmlerin kötü olmasına yol açıyor. Bunu kadınlara ve kadınlığa bir saldırı olarak düşünmeyin, bu örnek her cinsiyet, her ırk için geçerli. Yapımcı şirket ve yönetmen, istediği rol için istediği kişiyi baskı altında kalmadan oynatabilmeli. Bir rol için kadın oynatmak, erkek oynatmak, Afro-Amerikalı oynatmak, Asyalı oynatmak, eşcinsel oynatmak zorunda kalmamalı. Rol için yazılan karakter kadın da olabilir, erkek de olabilir, eşcinsel de olabilir, Dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşayan, herhangi bir dili konuşan, herhangi bir yaştan, herhangi bir dine mensup, herhangi biri olabilir. Bu karaktere en uygun cast seçimi yapılması gerekir. İşte bu yapılmadığında ortaya kötü bir yapım çıktığı kanaatindeyim. Örneğin Yüzüklerin Efendisi ve Orta Dünya evrenini bizlere kazandıran Tolkien, bu eserleri kaleme alırken, yarattığı fantastik evren içinde örneğin bir Afro-Amerikalı ya da eşcinsel bir birey hayal edip tasvir etmemiş. Bu sebeple Amazon'un yeni yapımında Tolkien'in kalemine sadık kalması ve saygı duyması, ona göre cast seçimi yapılması gerekir. Yapılacak mı, yapıldı mı, göreceğiz. Uzun lafın kısası, sevgili Jodie Whittaker'ı da ne yazık ki "başrol bu sefer de kadın olsun" şeklinde bir düşüncenin kararı olarak gördüğümden ve yazılan senaryoların da Doctor Who evrenine yakışmadığını düşündüğüm için, yalnızca 10 sezonun tamamını zevkle izleyebildim ve 11. sezonun bir kısmını pişman olarak, üzülerek izledim.<br />
 <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Yeni Bir Macera Başlıyor</span></span></div>
<br />
"Bunların 1. bölümün incelemesinde ne işi var?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bu sorunun iki cevabı var: ilki; Jodie Whittaker'lı yeni sezonların üzerimde yarattığı hayal kırıklığı o kadar büyükmüş ki, burada dahi yazamadan edememişim, ikincisi; ilk sezonun ilk bölümünü izlerken anladım ki, bu bölümler ile daha sonradan konuşacağımız bölümlerin arasındaki farklılık çok fazla ve ben size bunların arasındaki kontrastı daha ilk bölümden göstermek istedim.<br />
<br />
Tabii ki diziyi yayınlandığı yıl olan 2005'e göre yorumlamak imkansız. 2021'in son aylarından izleyince, özellikle Mickey'nin ellerinin çöp kutusuna yapıştığı, Nestene Bilinci'nin gözüktüğü ve binalarda patlamaların yaşandığı sahneler göze pek iyi gelmeyebilir ama Doctor Who'nun yaptığı en iyi şey, size bunları çok güzel bir şekilde unutturması ve yarattığı evrenin içerisine insanı kolayca çekmesi. Yani bu ve bu tür sorunları, eksiklikleri izlerken değil de, incelerken fark edebiliyorsunuz ancak. Ben de bir nostalji sever olarak belirtmek isterim ki, bu tür efektleri beğeniyorum bile, yalan söyleyemem!<br />
<br />
Ana karakterimiz Rose, hepimizin yaşayabileceği/yaşadığı bir evin bir odasında, yatağında alarm sesine uyanıyor işine gitmek için. Çok sıradan, çok basit, üstelik bunları kötü anlamda söylemiyorum. Bana anında, "aha işte ben de aynı böyleyim!" dedirtiyor ve bunu başardığı için hemen kendimi Rose'un yerine koyabiliyorum. Sabah işine kalkıyor, sevgilisiyle bir molada buluşup yemek yiyip vakit geçiriyor, işine geri dönüp çalışıyor... Son yıllarının da bu şekilde geçtiğini tahmin etmek hiç de zor değil, hemen hemen hepimiz gibi. Ama birden bir aksilik neticesinde Doktor'a rastlıyor ve Doktor onun elinden tutup Rose'u, yani bizi, sıradan, basit, heyecansız hayatımızdan çekip çıkarıyor ve birlikte bir maceraya atılıyoruz.<br />
<br />
Rose'un sürekli Doktor'a soru sorması fakat uzaylı olduğunu, onun yanında tehlikede olduğunu anlamasına rağmen vazgeçmiyor ve peşini bırakmıyor. Bu bölümde bunu çeşitli sahnelerde görmek mümkün. Doktor da Rose'un peşini bırakmıyor ya, neyse! Birazdan buraları da konuşacağız.<br />
<br />
Bu bölümdeki kötü karakterimiz yaşayan plastikler! 2005 için daha güzel bir konu seçilemezdi sanırım. Nestene Bilinci adlı yaşayan plastik -daha çok canlı bir volkana benziyor- çok önceleri yaşanan bir savaşta gezegenini ve beslendiği diğer gezegenleri kaybetmiş olacak ki, Dünya'yı ele geçirmek için İngiltere'ye gelmiş. Nestene Bilinci'nin bu ırkın imparatoru mu, yöneticisi mi, vekili mi, vatandaşı mı, son hayatta kalanı mı, yaydığı dalgalar nedir vb. soruların cevabını alamıyoruz, bu konu hakkında biraz daha detay iyi olabilirdi diye düşündüm çünkü merak etmemi sağladı, -ki bu da Doctor Who'da en çok yaşayacağımız hislerden bir tanesi. Bir diğer his de whoisdoctorwho.co.uk internet sitesinin sahibi Clive'ın alışveriş merkezinde karısı ve çocuğunun yanında öldürüldüğünde yaşadığımız his. Doctor Who'nun yeri geldiğinde acımasız olabileceğinin sinyallerini ilk bölümden vermeye yetiyor bu sahne. Plastikler, komik görünüyorlar ama ölümcül! Bu formül ilerideki tüm kötü karakterlerimiz için geçerli olabilir!<br />
<br />
Nestene Bilinci yaydığı bir çeşit dalgalar ile plastik mankenlere hayat veriyor ama mankenlerin ellerinin ortadan ikiye açılarak ateş etmelerini sağlayan şey nasıl oluşuyor, içine nasıl mühimmat konuluyor da birden canlanan plastikler ateş etmeye başlıyor, ateş ettiği malzeme nedir ve nereden geliyor ve neden yalnızca mankenler canlanıyor, bunlar biraz benim havada kalan sorularım ama çok da dert etmedim. Dünya'daki tüm plastikler (örneğin plastik koltuklar, plastik şişeler vb.) birden canlanıp çöp kutusunun Mickey'i yuttuğu gibi insanlığı "yiyerek" yok etmeye çalışsaydı, çok daha ürkütücü ve tutarlı olabilirdi diye düşünüyorum.<br />
<br />
Rose'un annesi ise diğer küçük ama güzel bir ayrıntı, bahsetmeden geçemeyeceğim bir türden. Kendileri bu bölüme çok doğallık katmış. Patlama yaşandıktan sonra akrabalarıyla telefonda sürekli konuşması, tazminat için uğraşması, son sahnelerde karakola gidip tazminat için belgeleri edinmesi, konuşması ve hatta Doktor'a sarkması, bilim kurgu/fantaziden bizi gerçek dünyaya getiren güzel bir nüans olmuş, olmasa olmazdı diye hissettim.<br />
<br />
Mickey'den de biraz bahsetmek gerek. Rose'un yanına, binada yaşanan patlamadan sonra gittiğinde aklı hala maçta. Biraz uçarı, fazlasıyla normal, keyifli biri gibi görünüyor. Kendisiyle ilgili pek fazla bir bilgi edinemesek de Rose ile normal bir insanın arasındaki kontrastı dizinin bize gösterebilmesi için çok önemli bir rol oynuyor. Rose'un da Mickey'nin öldüğünü düşünerek Doktor ile yaşadığı atışma, bize Doktor'un, Rose'un da tabiriyle bir uzaylı olduğunu ve bu tür konuşmaların ve tartışmaların daha çok yaşanabileceğini şimdiden haber ediyor!<br />
<br />
Ve Rose'a gelince... İlk kısımda birazcık bahsettim ve Rose hakkında konuşacaklarımız daha çok uzun ve kesinlikle bu bölümle sınırlı kalmayacak fakat yine de biraz daha kendisi hakkında konuşmak gerek. Kendisi sıradan gibi görünebilir ama bir yandan da korkusuz, cesur, inatçı ve zeki. Kendisine hayat veren Billie Piper çok iyi bir iş çıkarmış. İlk sahnelerde mağazada aşağıya inmesi gerekti, tamam ama ürkütücü şeyler olmaya başladığında da kaçmak, korkmak yerine üzerine gitti. Belki şaka sandı, belki başka bir şey ama hepimiz olmasa dahi çoğumuz kaçardık demeye gerek dahi yok sanırım. Üstelik Rose final sahnesinde, Doktor kaç dediği zaman ilk önce merdivenler yok oldu diyor ve sonra da TARDIS'e yöneliyor ama anahtar olmadığı için açamıyor, kaçmanın nafile olduğunu anlayıp "Dünyanın sonu (end of the World)" diyerek Doctor'ı kurtarmak için hamle yapıyor. Burada aslında bir çelişki var gibi görünüyor ama bence Rose, dizinin final sahnesine kadar olan tüm sahnelerde bize hissettirdi ki, merdiven yıkılmış olmasaydı, TARDIS'in kapıları açık olsaydı da Doktor'a bir şekilde yardım etmek için geri dönerdi, bu sebeple kaçmak isteyebilirdi. Tabii bunun cevabını bilemiyoruz. Belki de arkasına bakmadan kaçacaktı, tüm bu yaşananlar onu bu hamleyi yapmaya itti. İki seçenek de gayet mümkün ve bana kalırsa ikisi de doğru, yani Rose kaçmazdı, Doktor'a yardım ederdi ama kaçamadı ve yine Doktor'a yardım etti. Zorunluluktan mı? Sanmam. Rose'un en son sahnede TARDIS'in önünde ayağa kalkarak yükselmesi, Doktor ile Mickey'nin "bırak onu!" demesine aldırmadan bakışması ve zincire koşarak, "notlarım A değildi!", "işim yok!", "geleceğim yok!", "ama neyim var söyleyeyim, Jericho Caddesi 7 yaş altı okulu jimnastik takımı, bronz madalya!" demesi onu bu bölüm karakter olarak gerçekten zirveye taşıyor ve kesinlikle kaçıp gittikten sonra geri dönerek Doktor'a yardım edecek olmasından çok daha güzel bir sahne olduğu kesin. Çünkü bu sahne, belki 20 yıl önce (yaşını henüz bilmiyoruz) gittiği bir okulda katıldığı jimnastik takımında aldığı 3. derecesiyle ve bronz madalyasıyla gurur duyduğunu göstererek Rose'un bizden biri olduğunu fazlasıyla kanıtlıyor ve aldığı bu bronz madalya Doktor'u kurtarmaya yetiyor! Fakat şunu da unutmamak gerek, yine son sahnelerde Mickey'nin TARDIS'ten dehşet içinde çıkıp da Rose'un gayet rahat davranması, annesini araması, TARDIS'in gözlerden kaybolduğunda Mickey'nin şoka girmesi ama Rose'un yine sakin kalması gibi görüntüler, Rose'un bir yandan da sıradan biri olduğuna ışık tutar nitelikte. Kim olsa Mickey'nin verdiği tepkileri verirdi, haksız mıyım?<br />
<br />
İşte Rose böyle bir karakter, çelişkilerin, ikilemlerin kadını. Konu Rose olunca hep bir paradoks, hep bir çelişki ve ikilem meydana geliyor.<br />
<br />
Gelelim assolistimize, mavi polis kulübeli Doktor, Christopher Eccleston!<br />
<br />
Oldukça neşeli, hareketli ama yeri geldiğince ciddi ve katı. Plastik Mickey ile Rose'un konuştukları restoran sahnesinde şarap ikram etmeye çalışan Doktor ve Nestene Bilinci ile son sahnede konuşma yapan, savaştan bahseden Doktor... Ne büyük fark ama! Doktor'un çok derin bir kişiliğe ve geçmişe sahip olduğunu anlamamak çok zor. Dünya'nın dönüşünü hissettiğini söylerkenki ciddiyetiyle, ilk defa aynaya bakıp kendini ilk defa görmesiyle verdiği tepkiler ve genel olarak oyunculuğu çok iyi. Yeri geldiğinde korkutucu, yeri geldiğinde eğlenceli, büyük bir geçmişi olan, savaştan çıkmış, Dünya'yı kurtarmaya yemin etmiş ve ondan "henüz yeni emeklemeye başladılar!" diye bahseden, TARDIS adında bir mavi polis kulübesine binip ortadan kaybolan bir uzaylı! Daha ne isteriz ki? TARDIS'ten de daha çok bahsedeceğimiz bölümler gelecek, hepimiz aklında fazlasıyla soru işareti bırakmayı başardı, içi dışından büyük, zamanda ve uzayda yolculuk edebilen, neyle çalıştığı, nasıl çalıştığı bilinmeyen bir alet. Bununla birlikte bolca gizem de beraberinde geliyor... İlk aklımıza gelen ve belki de yanıtını hiçbir zaman alamayacağımız soru da, bu Doktor Kim ola ki?<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=74" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (185).png</a> (Dosya Boyutu: 481.33 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=75" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (173).png</a> (Dosya Boyutu: 392.68 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=76" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (152).png</a> (Dosya Boyutu: 527.98 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=77" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (153).png</a> (Dosya Boyutu: 650.48 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=78" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (155).png</a> (Dosya Boyutu: 580.7 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=79" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (156).png</a> (Dosya Boyutu: 685.5 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=80" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (157).png</a> (Dosya Boyutu: 509.92 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=81" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (159).png</a> (Dosya Boyutu: 429.95 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=82" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (160).png</a> (Dosya Boyutu: 672.07 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=83" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (161).png</a> (Dosya Boyutu: 628.99 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=84" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (162).png</a> (Dosya Boyutu: 663.99 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=85" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (163).png</a> (Dosya Boyutu: 513.43 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=86" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (164).png</a> (Dosya Boyutu: 514.12 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=87" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (165).png</a> (Dosya Boyutu: 580.2 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=88" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (166).png</a> (Dosya Boyutu: 604.89 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=89" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (167).png</a> (Dosya Boyutu: 610.75 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=90" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (168).png</a> (Dosya Boyutu: 543.87 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=91" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (169).png</a> (Dosya Boyutu: 697 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=92" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (170).png</a> (Dosya Boyutu: 532.58 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=93" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (171).png</a> (Dosya Boyutu: 579.6 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=94" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (172).png</a> (Dosya Boyutu: 684.8 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=95" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (178).png</a> (Dosya Boyutu: 646.62 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=96" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (180).png</a> (Dosya Boyutu: 597.15 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=97" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (181).png</a> (Dosya Boyutu: 544.36 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=98" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (182).png</a> (Dosya Boyutu: 527.14 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=99" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (183).png</a> (Dosya Boyutu: 567.51 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=100" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (184).png</a> (Dosya Boyutu: 433 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=101" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (174).png</a> (Dosya Boyutu: 512.66 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=102" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (175).png</a> (Dosya Boyutu: 434.46 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=103" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (176).png</a> (Dosya Boyutu: 609.7 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok Geniş Bir Giriş</span></span></div>
<br />
Uzun bir aradan sonra tekrar dönüp dolaşıp gençlik aşkım olan Doctor Who'yu tekrar izlemeye başladım. 11. sezona dek, yeri gelince eleştirdiğim, beğenmediğim bölümleri olmuş olsa da zevkle, kaçırmadan izledim ve takip ettim. Doktor'un kadın yapılması kararı yalnızca Dünyamızı son zamanlarda etkileyen gereksiz eşitlikçi hareketin bir sonucu olarak görüyorum, tıpkı hemen hemen diğer tüm dizi/film işlerinde olduğu gibi. Yanlış anlaşılmasın, kadınları ve kadınların haklarını sonuna kadar destekliyorum, savunuyorum ve Jodie Whittaker'ı da bir aktör olarak kötü bulmadım fakat biliyorsunuz ki Amerika'da başlayan bu akımdan etkilenen, özellikle başta sinema sektöründe olmak üzere şirketler ne yazık ki aktör, başrol seçimi gibi bazı kararları yeteneğe ve diğer tüm çeşitli sinematik başarılara göre almak yerine sadece çeşitlilik olsun, kadın oyuncu da bulunsun, tepki çekmeyelim diye alıyor. Bu düşünceyle alınan kararlar da dizilerin, filmlerin kötü olmasına yol açıyor. Bunu kadınlara ve kadınlığa bir saldırı olarak düşünmeyin, bu örnek her cinsiyet, her ırk için geçerli. Yapımcı şirket ve yönetmen, istediği rol için istediği kişiyi baskı altında kalmadan oynatabilmeli. Bir rol için kadın oynatmak, erkek oynatmak, Afro-Amerikalı oynatmak, Asyalı oynatmak, eşcinsel oynatmak zorunda kalmamalı. Rol için yazılan karakter kadın da olabilir, erkek de olabilir, eşcinsel de olabilir, Dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşayan, herhangi bir dili konuşan, herhangi bir yaştan, herhangi bir dine mensup, herhangi biri olabilir. Bu karaktere en uygun cast seçimi yapılması gerekir. İşte bu yapılmadığında ortaya kötü bir yapım çıktığı kanaatindeyim. Örneğin Yüzüklerin Efendisi ve Orta Dünya evrenini bizlere kazandıran Tolkien, bu eserleri kaleme alırken, yarattığı fantastik evren içinde örneğin bir Afro-Amerikalı ya da eşcinsel bir birey hayal edip tasvir etmemiş. Bu sebeple Amazon'un yeni yapımında Tolkien'in kalemine sadık kalması ve saygı duyması, ona göre cast seçimi yapılması gerekir. Yapılacak mı, yapıldı mı, göreceğiz. Uzun lafın kısası, sevgili Jodie Whittaker'ı da ne yazık ki "başrol bu sefer de kadın olsun" şeklinde bir düşüncenin kararı olarak gördüğümden ve yazılan senaryoların da Doctor Who evrenine yakışmadığını düşündüğüm için, yalnızca 10 sezonun tamamını zevkle izleyebildim ve 11. sezonun bir kısmını pişman olarak, üzülerek izledim.<br />
 <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">Yeni Bir Macera Başlıyor</span></span></div>
<br />
"Bunların 1. bölümün incelemesinde ne işi var?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bu sorunun iki cevabı var: ilki; Jodie Whittaker'lı yeni sezonların üzerimde yarattığı hayal kırıklığı o kadar büyükmüş ki, burada dahi yazamadan edememişim, ikincisi; ilk sezonun ilk bölümünü izlerken anladım ki, bu bölümler ile daha sonradan konuşacağımız bölümlerin arasındaki farklılık çok fazla ve ben size bunların arasındaki kontrastı daha ilk bölümden göstermek istedim.<br />
<br />
Tabii ki diziyi yayınlandığı yıl olan 2005'e göre yorumlamak imkansız. 2021'in son aylarından izleyince, özellikle Mickey'nin ellerinin çöp kutusuna yapıştığı, Nestene Bilinci'nin gözüktüğü ve binalarda patlamaların yaşandığı sahneler göze pek iyi gelmeyebilir ama Doctor Who'nun yaptığı en iyi şey, size bunları çok güzel bir şekilde unutturması ve yarattığı evrenin içerisine insanı kolayca çekmesi. Yani bu ve bu tür sorunları, eksiklikleri izlerken değil de, incelerken fark edebiliyorsunuz ancak. Ben de bir nostalji sever olarak belirtmek isterim ki, bu tür efektleri beğeniyorum bile, yalan söyleyemem!<br />
<br />
Ana karakterimiz Rose, hepimizin yaşayabileceği/yaşadığı bir evin bir odasında, yatağında alarm sesine uyanıyor işine gitmek için. Çok sıradan, çok basit, üstelik bunları kötü anlamda söylemiyorum. Bana anında, "aha işte ben de aynı böyleyim!" dedirtiyor ve bunu başardığı için hemen kendimi Rose'un yerine koyabiliyorum. Sabah işine kalkıyor, sevgilisiyle bir molada buluşup yemek yiyip vakit geçiriyor, işine geri dönüp çalışıyor... Son yıllarının da bu şekilde geçtiğini tahmin etmek hiç de zor değil, hemen hemen hepimiz gibi. Ama birden bir aksilik neticesinde Doktor'a rastlıyor ve Doktor onun elinden tutup Rose'u, yani bizi, sıradan, basit, heyecansız hayatımızdan çekip çıkarıyor ve birlikte bir maceraya atılıyoruz.<br />
<br />
Rose'un sürekli Doktor'a soru sorması fakat uzaylı olduğunu, onun yanında tehlikede olduğunu anlamasına rağmen vazgeçmiyor ve peşini bırakmıyor. Bu bölümde bunu çeşitli sahnelerde görmek mümkün. Doktor da Rose'un peşini bırakmıyor ya, neyse! Birazdan buraları da konuşacağız.<br />
<br />
Bu bölümdeki kötü karakterimiz yaşayan plastikler! 2005 için daha güzel bir konu seçilemezdi sanırım. Nestene Bilinci adlı yaşayan plastik -daha çok canlı bir volkana benziyor- çok önceleri yaşanan bir savaşta gezegenini ve beslendiği diğer gezegenleri kaybetmiş olacak ki, Dünya'yı ele geçirmek için İngiltere'ye gelmiş. Nestene Bilinci'nin bu ırkın imparatoru mu, yöneticisi mi, vekili mi, vatandaşı mı, son hayatta kalanı mı, yaydığı dalgalar nedir vb. soruların cevabını alamıyoruz, bu konu hakkında biraz daha detay iyi olabilirdi diye düşündüm çünkü merak etmemi sağladı, -ki bu da Doctor Who'da en çok yaşayacağımız hislerden bir tanesi. Bir diğer his de whoisdoctorwho.co.uk internet sitesinin sahibi Clive'ın alışveriş merkezinde karısı ve çocuğunun yanında öldürüldüğünde yaşadığımız his. Doctor Who'nun yeri geldiğinde acımasız olabileceğinin sinyallerini ilk bölümden vermeye yetiyor bu sahne. Plastikler, komik görünüyorlar ama ölümcül! Bu formül ilerideki tüm kötü karakterlerimiz için geçerli olabilir!<br />
<br />
Nestene Bilinci yaydığı bir çeşit dalgalar ile plastik mankenlere hayat veriyor ama mankenlerin ellerinin ortadan ikiye açılarak ateş etmelerini sağlayan şey nasıl oluşuyor, içine nasıl mühimmat konuluyor da birden canlanan plastikler ateş etmeye başlıyor, ateş ettiği malzeme nedir ve nereden geliyor ve neden yalnızca mankenler canlanıyor, bunlar biraz benim havada kalan sorularım ama çok da dert etmedim. Dünya'daki tüm plastikler (örneğin plastik koltuklar, plastik şişeler vb.) birden canlanıp çöp kutusunun Mickey'i yuttuğu gibi insanlığı "yiyerek" yok etmeye çalışsaydı, çok daha ürkütücü ve tutarlı olabilirdi diye düşünüyorum.<br />
<br />
Rose'un annesi ise diğer küçük ama güzel bir ayrıntı, bahsetmeden geçemeyeceğim bir türden. Kendileri bu bölüme çok doğallık katmış. Patlama yaşandıktan sonra akrabalarıyla telefonda sürekli konuşması, tazminat için uğraşması, son sahnelerde karakola gidip tazminat için belgeleri edinmesi, konuşması ve hatta Doktor'a sarkması, bilim kurgu/fantaziden bizi gerçek dünyaya getiren güzel bir nüans olmuş, olmasa olmazdı diye hissettim.<br />
<br />
Mickey'den de biraz bahsetmek gerek. Rose'un yanına, binada yaşanan patlamadan sonra gittiğinde aklı hala maçta. Biraz uçarı, fazlasıyla normal, keyifli biri gibi görünüyor. Kendisiyle ilgili pek fazla bir bilgi edinemesek de Rose ile normal bir insanın arasındaki kontrastı dizinin bize gösterebilmesi için çok önemli bir rol oynuyor. Rose'un da Mickey'nin öldüğünü düşünerek Doktor ile yaşadığı atışma, bize Doktor'un, Rose'un da tabiriyle bir uzaylı olduğunu ve bu tür konuşmaların ve tartışmaların daha çok yaşanabileceğini şimdiden haber ediyor!<br />
<br />
Ve Rose'a gelince... İlk kısımda birazcık bahsettim ve Rose hakkında konuşacaklarımız daha çok uzun ve kesinlikle bu bölümle sınırlı kalmayacak fakat yine de biraz daha kendisi hakkında konuşmak gerek. Kendisi sıradan gibi görünebilir ama bir yandan da korkusuz, cesur, inatçı ve zeki. Kendisine hayat veren Billie Piper çok iyi bir iş çıkarmış. İlk sahnelerde mağazada aşağıya inmesi gerekti, tamam ama ürkütücü şeyler olmaya başladığında da kaçmak, korkmak yerine üzerine gitti. Belki şaka sandı, belki başka bir şey ama hepimiz olmasa dahi çoğumuz kaçardık demeye gerek dahi yok sanırım. Üstelik Rose final sahnesinde, Doktor kaç dediği zaman ilk önce merdivenler yok oldu diyor ve sonra da TARDIS'e yöneliyor ama anahtar olmadığı için açamıyor, kaçmanın nafile olduğunu anlayıp "Dünyanın sonu (end of the World)" diyerek Doctor'ı kurtarmak için hamle yapıyor. Burada aslında bir çelişki var gibi görünüyor ama bence Rose, dizinin final sahnesine kadar olan tüm sahnelerde bize hissettirdi ki, merdiven yıkılmış olmasaydı, TARDIS'in kapıları açık olsaydı da Doktor'a bir şekilde yardım etmek için geri dönerdi, bu sebeple kaçmak isteyebilirdi. Tabii bunun cevabını bilemiyoruz. Belki de arkasına bakmadan kaçacaktı, tüm bu yaşananlar onu bu hamleyi yapmaya itti. İki seçenek de gayet mümkün ve bana kalırsa ikisi de doğru, yani Rose kaçmazdı, Doktor'a yardım ederdi ama kaçamadı ve yine Doktor'a yardım etti. Zorunluluktan mı? Sanmam. Rose'un en son sahnede TARDIS'in önünde ayağa kalkarak yükselmesi, Doktor ile Mickey'nin "bırak onu!" demesine aldırmadan bakışması ve zincire koşarak, "notlarım A değildi!", "işim yok!", "geleceğim yok!", "ama neyim var söyleyeyim, Jericho Caddesi 7 yaş altı okulu jimnastik takımı, bronz madalya!" demesi onu bu bölüm karakter olarak gerçekten zirveye taşıyor ve kesinlikle kaçıp gittikten sonra geri dönerek Doktor'a yardım edecek olmasından çok daha güzel bir sahne olduğu kesin. Çünkü bu sahne, belki 20 yıl önce (yaşını henüz bilmiyoruz) gittiği bir okulda katıldığı jimnastik takımında aldığı 3. derecesiyle ve bronz madalyasıyla gurur duyduğunu göstererek Rose'un bizden biri olduğunu fazlasıyla kanıtlıyor ve aldığı bu bronz madalya Doktor'u kurtarmaya yetiyor! Fakat şunu da unutmamak gerek, yine son sahnelerde Mickey'nin TARDIS'ten dehşet içinde çıkıp da Rose'un gayet rahat davranması, annesini araması, TARDIS'in gözlerden kaybolduğunda Mickey'nin şoka girmesi ama Rose'un yine sakin kalması gibi görüntüler, Rose'un bir yandan da sıradan biri olduğuna ışık tutar nitelikte. Kim olsa Mickey'nin verdiği tepkileri verirdi, haksız mıyım?<br />
<br />
İşte Rose böyle bir karakter, çelişkilerin, ikilemlerin kadını. Konu Rose olunca hep bir paradoks, hep bir çelişki ve ikilem meydana geliyor.<br />
<br />
Gelelim assolistimize, mavi polis kulübeli Doktor, Christopher Eccleston!<br />
<br />
Oldukça neşeli, hareketli ama yeri geldiğince ciddi ve katı. Plastik Mickey ile Rose'un konuştukları restoran sahnesinde şarap ikram etmeye çalışan Doktor ve Nestene Bilinci ile son sahnede konuşma yapan, savaştan bahseden Doktor... Ne büyük fark ama! Doktor'un çok derin bir kişiliğe ve geçmişe sahip olduğunu anlamamak çok zor. Dünya'nın dönüşünü hissettiğini söylerkenki ciddiyetiyle, ilk defa aynaya bakıp kendini ilk defa görmesiyle verdiği tepkiler ve genel olarak oyunculuğu çok iyi. Yeri geldiğinde korkutucu, yeri geldiğinde eğlenceli, büyük bir geçmişi olan, savaştan çıkmış, Dünya'yı kurtarmaya yemin etmiş ve ondan "henüz yeni emeklemeye başladılar!" diye bahseden, TARDIS adında bir mavi polis kulübesine binip ortadan kaybolan bir uzaylı! Daha ne isteriz ki? TARDIS'ten de daha çok bahsedeceğimiz bölümler gelecek, hepimiz aklında fazlasıyla soru işareti bırakmayı başardı, içi dışından büyük, zamanda ve uzayda yolculuk edebilen, neyle çalıştığı, nasıl çalıştığı bilinmeyen bir alet. Bununla birlikte bolca gizem de beraberinde geliyor... İlk aklımıza gelen ve belki de yanıtını hiçbir zaman alamayacağımız soru da, bu Doktor Kim ola ki?<br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=74" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (185).png</a> (Dosya Boyutu: 481.33 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=75" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (173).png</a> (Dosya Boyutu: 392.68 KB / İndirme Sayısı: 7)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=76" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (152).png</a> (Dosya Boyutu: 527.98 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=77" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (153).png</a> (Dosya Boyutu: 650.48 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=78" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (155).png</a> (Dosya Boyutu: 580.7 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=79" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (156).png</a> (Dosya Boyutu: 685.5 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=80" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (157).png</a> (Dosya Boyutu: 509.92 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=81" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (159).png</a> (Dosya Boyutu: 429.95 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=82" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (160).png</a> (Dosya Boyutu: 672.07 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=83" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (161).png</a> (Dosya Boyutu: 628.99 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=84" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (162).png</a> (Dosya Boyutu: 663.99 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=85" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (163).png</a> (Dosya Boyutu: 513.43 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=86" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (164).png</a> (Dosya Boyutu: 514.12 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=87" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (165).png</a> (Dosya Boyutu: 580.2 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=88" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (166).png</a> (Dosya Boyutu: 604.89 KB / İndirme Sayısı: 4)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=89" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (167).png</a> (Dosya Boyutu: 610.75 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=90" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (168).png</a> (Dosya Boyutu: 543.87 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=91" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (169).png</a> (Dosya Boyutu: 697 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=92" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (170).png</a> (Dosya Boyutu: 532.58 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=93" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (171).png</a> (Dosya Boyutu: 579.6 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=94" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (172).png</a> (Dosya Boyutu: 684.8 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=95" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (178).png</a> (Dosya Boyutu: 646.62 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=96" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (180).png</a> (Dosya Boyutu: 597.15 KB / İndirme Sayısı: 1)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=97" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (181).png</a> (Dosya Boyutu: 544.36 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=98" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (182).png</a> (Dosya Boyutu: 527.14 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=99" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (183).png</a> (Dosya Boyutu: 567.51 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=100" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (184).png</a> (Dosya Boyutu: 433 KB / İndirme Sayısı: 2)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=101" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (174).png</a> (Dosya Boyutu: 512.66 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=102" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (175).png</a> (Dosya Boyutu: 434.46 KB / İndirme Sayısı: 3)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://mofidik.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=103" target="_blank" title="">Ekran Görüntüsü (176).png</a> (Dosya Boyutu: 609.7 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>